Arşiv | Eylül, 2011

UMUDUMU ARTIRAN BİR GAZETE HABERİ / Hürriyet, Gila Benmayor, 06.09.11

15 Eyl

AÇEV de aile içi şiddete el attı

DÜNKÜ gazetelere bakılırsa aile içi şiddet ve özellikle kadına yönelik şiddet bayramda da hız kesmemiş. Yine kadına dayak, yine kadın cinayetleri. Bayram sonrası dün Antalya’da katıldığım ilk toplantı tam da aile içi şiddetle ilgiliydi.

Yıllardan beri okul öncesi eğitim ile annelerin eğitimine yönelik çalışmalar sürdüren AÇEV 1996 yılında babaları da programına dâhil etmişti. AÇEV’in, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından desteklenen  Baba Destek Programı”na şimdiye kadar 41 ilde 40 bin baba katılmış. Şimdi  kısaca BADEP diye bilinen programın kapsamı aile şiddetinin doruk noktalarına ulaştığı bir dönemde genişletiliyor. Birleşmiş Milletler’in de desteklediği yeni programın adı “Şiddetsiz Aileler İçin Baba Eğitimi”. AÇEV Başkan Yardımcısı Ayla Göksel’in de işaret ettiği gibi toplumda aile içi şiddete, kadın cinayetlerine karşı duyarlılık arttı. Ancak bunları önleme anlamında yeterli çalışmalar henüz yok. Aile içi şiddet daha çok baba tarafından uygulandığı için, babaları eğitmek işin ilk adımı. Birleşmiş Milletler 2003 yılından itibaren erkek eğitimini kadına yönelik şiddetin önlenmesinde önemli bir araç olduğunu ilan etmiş. Babaların eğitiminde zaten epey yol almış olan AÇEV Türkiye’de bu işi en iyi yürütebilecek kurum. Göksel’in dediği gibi “AÇEV’in misyonu zaten sağlıklı çocuklar. Sağlıklı çocuklar ise ancak demokratik bir aile yapısıyla mümkün”. Dün Antalya’da yıllardan beri babalara kurslar veren eğitimcilere kulak verdik. Bu işi gönüllü yapanlar dikkat çekici bir şey söylüyorlar: “Kursların etkisini biz de gördük. Ailemize, çocuklarımıza farklı davranmaya başladık”. 13 hafta boyunca AÇEV’in eğitimlerine katılan tüm babalarda gözle görülür bir şekilde değişim gözlendiğini duyduk. Bir baba yıllardan beri resim yapan oğlunun bu alanda pek yetenekli olduğunu yeni fark etmiş. Bir diğeri dersleriyle ilgilenmeye başlamış. Bu hik^ayelere kulak verirken Türkiye’de babalığın ne olduğu meselesinin hiç bilinmediği o kadar iyi anlaşılıyor ki… Bir eğitmenin dediği gibi “Babalığın da bir meslek olduğunu ben de öğrendim”. 78 milyonluk Türkiye’de babalığın ne olduğunu, ne gibi sorumluluklar içerdiğini 40 bin erkeğin öğrenmiş olduğu acaba rahatlatıcı bir haber mi? Bilemem siz karar verin.Hürriyet’in “Aile İçi Şiddete Son” kampanyasından sonraşimdi Ayşen Özyeğin başkanlığındaki AÇEV (Anne Çocuk Eğitim Vakfı) aynı konuya el atmış durumda.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/18656805.asp

Yorum: Güzel şeyler olduğunu görmek iç rahatlatıcı. Bizimki gibi erkek egemen bir toplumda erkeklerin değişime kapılarını açık tuttuğunu görmek de heyecanlandırıcı. Elbette erkek egemen derken erkekleri (babalarımızı, arkadaşlarımızı, kardeşlerimizi, amirlerimizi, komşularımızı, komşularımızı vb.) günah keçisi ilan etmek değil amaç. Hepimiz erkek çocuklarımızı, kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı severken bazen sevgiyle sevgiye zarar veren bazı duyguları karıştırabiliyor ve bunun cinse dayalı toplumsal beklentileri/dayatmaları körüklemesine izin verebiliyoruz. Sonuç olarak, daha atılacak çok adım varsa da, Milli Eğitim Bakanlığı ve AÇEV’in (Anne Çocuk Eğitim Vakfı) bu yapıcı girişimini takdir ediyorum, özellikle uluslararası gelişmeleri aktarımıyla severek takip ettiğim Gila Benmayor’a da bu güzel haberi bizlerle paylaştıkları için teşekkür ediyorum. Bana gelecek için umut verdi. Sağ olsunlar.


MUTLULUK ALINTILARI / Eylül ’11 Başlangıçlı

4 Eyl

Merhaba,

Bu blogu temel olarak insanları sadece mutlu edecek, onlara sadece umut verecek haberleri paylaşmak için açmıştım. Bu durumda, bu sayfa (alıntılar sayfası) blogun amacına ters düşüyor gibi görünüyor, çünkü aşağıdaki alıntıların çoğu hemen yüzünüzde güller açmasında yetersiz kalabilir.  Yine de paylaşmak istedim, çünkü “uzun vadeli mutluluğa giden yol yüzleşmelerle doludur”. Bakın, buradan bakınca yine kendimi ve sizi mutlu etme yolunda bir adım atmış oluyorum 🙂

İlk paylaşacağım alıntı, Irvin Yalom’in Ayrıntı Yayınları’ndan Aysun Babacan çevirisiyle çıkan fenomen kitaplarından biri olan Nietzche Ağladığında’dan… Dün akşam tesadüfen elime ilk bu geçti. Böylece yıllardır oraya buraya yazdığım, kitap satırlarının altlarını çizerek zihnime kazımaya çalıştığım alıntıları da derli toplu hale getirme imkanını bulduğum için de ayrıca sevinçliyim. İyi okumalar… (Bu arada, psikoloji kitaplarını sevenler ve hala okumamışlara naçizane tavsiyemdir bu kitabı okumaları.)

NIETZCHE AĞLADIĞINDA

      Sf 149: “ … neden onu yenmek yerine ondan bir şeyler öğrenmeye çalışmıyorsun!”

      Sf 199: “… aslında kimse kimseye yardım edemez, insan kendine yardım etme günü kendi içinde bulmalıdır.”   

      Sf. 226: “ Rekabete girmekten vazgeç ve ondan ne öğrenebilirsen onu öğren.”

      Sf. 227: “ … bu adam ruhunu özgürlüğe kavuşturmanın özlemi içinde, ama inanç zincirlerini kıramıyor. Seçeneklerden yalnızca evetleri istiyor, kabullenişleri; hayırları, feragatleri reddediyor. Kendini kandırıyor: Seçim yapıyor, ama yaptığı seçimdeki adam olmayı reddediyor. Acı içinde olduğunu biliyor, ama yanlış şey için acı çektiğini bilmiyor! Benden rahatlatmamı, teselli ve mutluluk vermemi bekliyor. Ama ben ona daha fazla acı vermek zorundayım. Onun saçma sapan acısını, bir zamanlar olduğu gibi soylu bir acıya dönüştürmek zorundayım.“

      Sf. 274: “Güven içinde yaşamaktır tehlikeli olan.” 

Giell Vatandaş! İstanbul Yakınlarında Tatile Giellll!

3 Eyl

http://www.httatil.com/yakin-yerler/haber/646892-istanbula-yakin-15-tatil-yeri

AĞVA: İstanbul’a 100 km uzaklıkta. Kumsalı, koyları, kayalıkları ve orman ile iç içe görüntüsü ile Ağva, şehirden gelenlerin kendilerine pozitif enerji yükledikleri bir enerji noktası haline gelmiştir. Kilim Koyu, Gelin Kayası, Saklı Göl, Ağva da görülmesi gereken yerler. / BÜYÜKADA: Büyükada, yabancılar tarafından Prens Adaları olarak da bilinen İstanbul açıklarındaki adaların en büyüğüdür. Eski adı Prinkipo’dur.”Prinkipo” Rumca’da “Prens” anlamına gelmektedir. İDO’nun sıkça seferleri bulunmaktadır. / BURGAZADA: Bazıları için dört mevsimini yaşamak, bazıları için kaçamak, bazıları için balık, bazıları için orman, uzun yürüyüşler ya da sadece huzur veya biraz romantizm. / HEYBELİADA: Heybeliada, İstanbul’un Büyükada’dan sonra en büyük adaşıdır. İstanbul’un en çok rağbet gören sayfiye yerlerinden biridir. Sadece doğasıyla, temiz havası ve güzellikleriyle değil, bahriyesi, sanatoryumu, ruhban (papaz) okulu gibi kurumlarıyla da ünlüdür. / KARABURUN: Karaburun Çatalca ya bağlı bir Karadeniz sahili.Büyükçekmece ye 50 km uzaklıktadır.Mükemmel plajı ve koyu ile göz kamaştıran Karaburun, İstanbul un incisi olmaya aday. / KARASU: İstanbull’a 280 km uzalıkta. Karasu denince akla ilk gelen uzun ve geniş kumsalı, Yakın bölgede yaşayanların yazları denize girmek için tercih ettikleri yerlerin başında Karasu gelir. Özellikler hafta sonları Karasu Plajı tam bir panayır yerine dönmektedir. / KINALIADA: Kınalıada, İstanbul Adaları içinde en küçüklerinden biridir. 1500X1100 kilometre büyüklüğündedir. Kınalıada ismini, üzeri makilerle kaplı olduğu dönemlerde uzaktan kızıla çalan bir görünüme bürünmesi nedeniyle almıştır. Çınar Tepesi, Teşvikiye Tepesi ve Manastır Tepesi olmak üzere üç tepesi vardır. / KERPE: İstanbul’a 150 km uzaklıkta. İşte bu uzaklık Kerpe’nin popülerliğinin günbegün artmasında başlıca faktördür. İstanbul’un yanı sıra Ankara içinde ulaşım güzergâhı ele alındığında yakın bir yer sayılır. / MAŞUKİYE-KARTEPE: İstanbul’a 100 km uzaklıkta. İstanbula yakın olması sebebi ile son yıllarda popüler olan Maşukiye, kayak tesislerinin açılması ile birlikte ilgi odağı haline gelen kışın kayak merkezii oldu. Ancak bölge yazın da doğa ve yeşil ile buluşmak isteyenlerin merkezi durumunda. / KASTRO: Tekirdağ’ın Karadeniz’e açılan tek kıyısı olan Kastro dişbudak ağaçlarıyla süslü yemyeşil bir koy. Koruma altındaki bu milli parkta denize girebilir, Bahçeköy Deresi’nde deniz bisikletiyle gezebilir ya da muhteşem ormanda yürüyüş yapabilirsiniz. POLONEZKÖY: İstanbul’a 25 km uzaklıkta. Şehrin karmaşasından uzak, doğayla baş başa, keyifli bir yemek, yemyeşil doğanın içinde huzur dolu anlar geçirebileceğiniz bir yer. Polonezköy’e gitmişken 1912 yılınde inşaatına başlanan kiliseyi mutlaka görün. Kilise papaz eviyle birlikte 1914 yılında bitirilmiş. Kilisenin yanı sıra Atatürk’ün Polonezköy’ü ziyareti esnasında kaldığı evi de görmeniz mümkün. / SAPANCA: İstanbul’a 100 km uzaklıkta. Sapanca, stresli şehir hayatından bunalıp kendini doğaya bırakmak isteyenler için vazgeçilmez yerlerden biri. Yeşil ve Mavinin farklı tonlarını Sapanca’nın doğasında görebilirsiniz.  / KEFKEN: İstanbul’a 160 km uzaklıkta. Kefken aslında bir balıkçı kasabası. Kefken merkeze geldiğinizde, limanı ve balıkçı teknelerini karşınızda buluyorsunuz. Kefken yakınlarında bulunan koylar ise bakirliği ile cezp edicidirler. Özellikle Cebeci kumsalı ile bir tatil beldesi özelliği taşımaktadır.  / KIYIKÖY: Trakya’nın Karadeniz sahilinde, Kırklareli’nin bir ilçesi. Yöre, İstanbul’a 164 km. uzaklıkta huzurlu bir tatil merkezi. Kıyıköy’de doğaya ve tarihe yolculuk yaparak farklı bir haftasonu geçirebilirsiniz. / YORUM: Ey vatandaş, kendini mutlu etmek için yazı, bayramı bekleme; yukarıdakilere göre yarat bir vesile!  

80 yaşında paraşüt keyfi!

2 Eyl

Muğla’nın Fethiye ilçesinde tatile gelen 80 yaşındaki kadın yamaç paraşütüyle bin 900 metre yüksekteki Babadağ pistinden atlayış yaptı.

5 yıldır Ölüdeniz’e gelerek atlayış yaptığını söyleyen 80 yaşındaki Servet Çelikkaya, Babadağ’da yaptığı her atlayışın ardından bir yılın yorgunluğunu üzerinden attığını belirtiyor.

Uçuş eğitmeni Sinan Tarakçı ile Babadağ’ın bin 900 metrelik zirvesinden atlayış yapan Çelikkaya, “Yamaç paraşütü ile uçmak bana çok büyük keyif veriyor. Uçarken hiç korkmuyorum. Benim yaşımdaki herkese tavsiye ediyorum. Mutluluk insanın kendi içindedir. Paraşüt keyfi ile bunu ben hissediyorum. Babadağ’dan uçtuğumuz anda şarkı söylemeye başlıyorum. Ölüdeniz’in güzelliklerini kendi hayatımdaki güzelliklerle örtüştürüyorum. Sağ olursam önümüzdeki yıl ve sonrasında yine uçmaya geleceğim” dedi.

Kaynak: http://www.httatil.com/yasam/haber/662907-80-yasinda-parasut-keyfi

Yorum: Teyzemizin yaşam enerjisine de bakın! Maşallah! Hepimize örnek olsun!